|
Doğu Anadolu Bölgesi’nin tarihinde önemli bir yere sahip olan Hizan’ın isminin nerden geldiği ve anlamının ne olduğu konusunda ilginç rivayetler mevcuttur. Bir rivayete göre Hizan kelimesi “seherlerde kalkanlar” anlamına gelen “Seher hizan” ’dan gelmektedir. Hizan’ın böyle bir isimle anılmış olmasının da bir hikâyesi vardır. Buna göre, bu memleketin halkı gece ve seher vakitlerinde kalkarak ibadet etmekle, günahlardan sakınmakla, dindarlıkla ve güvenilir olmakla ün yapmıştı. Öyle ki, büyükten küçüğe herkes beş vakit namazını kılmağa özen gösterirdi. Zamanla bölge halkı arasındaki yaygın alışkanlık gereği bu isim kısaltılarak Hizan biçimine dönüşmüştür.

Hizan’ın bilinen tarihi günümüzden takriben üç bin yıl öncesine dayanır. Bazı tahminlere ve bulgulara dayanarak ilçenin tarihini daha eskilere götürmek mümkün ise de, bu konunun daha ciddi bir araştırmaya ihtiyacı vardır. Hizan, Hititlerden beri medeniyet merkezidir. Tarihsel kayıtlara göre M.Ö. 2000 yıllarından itibaren Hizan bir yerleşim birimidir. Çünkü bu tarihlerde Hititlerin egemenliğine girmiştir. Hizan’da M.Ö. 1400 yıllarına ait Asurlulardan kalma harabe kalıntılarına rastlanmaktadır. M.Ö. 1400 yıllarına ait Hizan’ın Kayalar Köyü’ndeki bir sur harabesi ile han ve hamama bakılırsa Hizan’ın ilk olarak Asurlular tarafından kurulduğu anlaşılmaktadır. Hizan M.Ö. 1000 yıllarından sonra Urartuların egemenliğine girmiştir. Bu bölgede Hititlerle başlayan yerleşim sonra sırsıyla Pers, Makedonya, Roma ve Bizans egemenliğine girmiştir. Özellikle Romalıların bölge için Sasanilerle ciddi bir mücadelesi olduğu bilinmektedir.
Hizan’ın önemli bir yerleşim yeri olarak ortaya çıkması ise İslam dininin bu bölgeye hâkim olmasıyla başladı. Hz. Ömer döneminde İslam orduları tarafından ele geçirilen Hizan Arapların egemenliğine girmiştir. Hizan ve çevresi 7. Yüzyıldan itibaren dört asır boyunca Arapların (Abbasiler ve Emeviler) egemenliğinde kalmıştır.
Abbasi Halifeliği dönemin de bu bölge, Diyarbakır’a hâkim olan Hamdâniler ve Mervâniler tarafından idare edildi. Malazgirt savaşından sonra Bitlis ve çevresi, Alparslan’ın yanında savaşa giren Dilmaçoğlu Mehmet Bey’e bırakıldı. Dilmaçoğullarının merkezi Nevs-i Hizan (Kayalar Köyü)’dır. Daha sonra Hizan’la birlikte Bitlis ve çevresi, Anadolu Selçuklu Sultanı I. Kılıçarslan (1092-1107) ve ardından Ahlatşahlar’ın kurucusu Sökmen el-Kutbî’ye (1100-1111) bağlandı. XIII. Yüzyılda Bitlis ve civarı Eyyubiler, Selçuklular ve Moğollar arasında adete bir savaş alanı haline geldi, nihayet 1232 tarihinde Selçuklu devletine bağlandı. XIV. Yüzyılda Şeref Hanlar adlı bir sülalenin hüküm sürdüğü görülmektedir. Bu dönemde Beyliğin Merkezi Nevs-i Hizan’dan bu günkü ilçe merkezine taşınmıştır. Özellikle Şeref Hanlar döneminde Abdal Bey’in ölümünden sonra beyliğin başına geçen Mir Şerafettin’in Hizan’da iki köşk yaptırdığı söylenmektedir. Hizan’ın tarihinde dönüm noktası olan olay ise Osmanlı Devleti’nin bölgeyi ele geçirmesidir.
|